Hutbe: Ramazan Ay’ı Kur’an’dan Dolayı Mubarektir.
“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve hakkı bâtıldan ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden kim o aya şâhid olursa onda oruç tutsun…”
Emrullah Ayan
08.04.2022 14:19
74 okunma
Paylaş
Hutbe: Ramazan Ay’ı Kur’an’dan Dolayı Mubarektir.
“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve hakkı bâtıldan ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden kim o aya şâhid olursa onda oruç tutsun…”
Kardeşlerim, bugün Hicrî Ramazan ayının 7’si 1443/Cuma
Her dinde değerli, kutsal kabul edilen zaman dilimleri ve mekânlar vardır. Dini hayattan uzaklaştırma çabasında olan modern toplumlar bile kendilerince “kutsal” gün ve mekânlar icat etme ihtiyacı hissetmişlerdir. Ulusal günlerde her yıl ‘âyin’ler düzenlemekte, bir liderin mezarı ya da bazı anıtlara ta’zimde bulunarak bunları ‘kutsal’ mekânlar olarak kabul etmektedirler. 
Ka’be, Mekke, Kudüs gibi mekânlar; Ramazan, Cuma, Kadir Gecesi gibi zaman dilimleri de biz Müslümanlar için özeldir, mubarektir. Aslında zaman, bir nehir gibi yekpâre bir şekilde kıyamete doğru akmakta. Doğusundan batısına bütün yeryüzü de Allah’ın. Hâl böyle iken bazı yerleri ve bazı zaman dilimlerini özel kılan nedir? Günler, aylar, değeri bizzat kendilerinden mi almaktadır? 
İslam’ın zaman ve mekân tasavvurunda mutlak iyi ve mutlak kötü yoktur. Hayırla, salih amelle geçirilen zaman ve hayırlı amellerin yapıldığı mekân değerlidir. Ka’be, değerini üzerine inşâ edildiği yerden ya da yapısından almaz. O, Allah’a kulluk için yapılan ilk ‘ev’dir. İnsanların yaratılış gayesi olan kulluğu, tevhîdi simgeler. Hz. Âdem’den beri İslâm’ın en somut yapısıdır. Bu yüzden haccın mekânıdır. 
Gün ve geceleri, mekânları özel ve mübarek kılan Allah’tır. Mukaddes kılma yetkisi sadece ‘kuddûs’ olan Allah’ındır. Allah’ın dışında kimsenin böyle bir yetkisi yoktur. İnsanların hayra teşvik edildiği gün ve geceler eğer değerlerini bizatihi kendilerinden almaya başlamışlarsa maksat aşılıyor demektir. Ramazan da Kur’an’ın bu ayda indirilmeye başlanması ve Allah’ın, formu, şekli belli, en somut emirlerinden biri olan orucunu bu aya has kılması sebebiyle mubarektir:
“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve hakkı bâtıldan ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden kim o aya şâhid olursa onda oruç tutsun…” 
Rabbimizin ‘bin aydan daha hayırlı’ diye tavsif ettiği Kadir Gecesi de değerini Kur’an’dan almaktadır. Kur’an indirilmeye başlandığı için o gece bin aya yaklaşık bir insan ömrüne değer sayılmıştır:
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir’in Gecesinde indirdik. Kadir’in Gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir’in Gecesi bin aydan hayırlıdır.” (Kadir: 1-3)
Ramazan ayının önemini vurgulayan Bakara 185. âyete bakıldığında Kur’an’ın üç önemli özelliğinin vurgulandığı görülür: İnsanlara yol göstermesi/hâdî, hidayeti açıklaması/beyyinâtin mine’l-hüdâ ve hakkı bâtıldan ayırt eden olması/Furkan. 
Hayatımızı Kur’an’a göre ayarlıyor, onun gösterdiği yoldan yürümeye gayret gösteriyorsak Kur’an bizim için ‘hâdî’dir.
Haram-helal, hayır-şer, doğru-yanlış, güzel-çirkin, temiz-pis, faydalı-zararlı ayrımını Kur’an’a göre yapıyorsak Kur’an bizim için ‘Furkan’dır. 
Kur’an’ı anlamaya çalışıyor, hayatımızı ona göre şekillendirmeye gayret ediyorsak bizim için ‘beyyinât’tır. 
Yapılan mukâbele ve hatimlerde anlam ve maksat ne kadar önemseniyor? Kur’an’ın anlamını, maksadını gözden kaçırarak sadece lafzını seslendirmek Kur’an’ın ruhuna uyar mı? 
Kur’an’ı, ‘tefekkür, tedebbür, teakkul, tefekkuh’ gibi kavramların yerine ‘ziyafet, makamlı okuyuş’  kavramlarıyla birlikte zikretmek; akledilen bir kitap olma yerine duygulanılan, ağlanılan bir kitap haline getirmek normal mi? 
Ramazan ayını değerli kılan bir diğer neden de “bizden öncekilere de farz kılınan” orucun bu ayda tutuluyor olmasıdır. Âdeta Kur’an’ın doğumunun bir ibadetle, oruç ibadetiyle kutlanmasıdır.
Oruç, insanı diğer mahlukâttan ayıran en önemli salih amellerden biridir. İnsan iradesinin ürünüdür.
Oruç yani, savm; tutmak, yakalamak, kontrol etmek, zabt-u rabt altına almak demektir. Oruçla insan kendini kontrol eder. 
İnsan, oruçla istek ve arzularını kontrol ederek onların mahkûmu değil hâkimi olur. Cehaletle hilmi ayıran en önemli kıstastır oruç. Halîm insan, içgüdülerini kontrol edip en doğru şekilde davranırken cahil, kaynayan suyun taşması gibi celallenir ve kendini kaybeder. 
Oruç, doğruda sebat etmek, ayakları sabit tutmak, sabretmek ve mukâvemettir. 
Oruçla insan kendini başkalarının yerine koyar, başkalarıyla hemhâl olur, diğergâmlığı öğrenir. Yeryüzünde zayıf bırakılıp sömürülen, ezilen ve aç bırakılan insanların halini kavrar. İnsanı her türlü fena işi yapmaktan alıkoyan bir kalkandır oruç. İnsan oruç tutar, oruç da insanı tutar. 
İnsanın derûnunda taşıdığı fucûrun dizginlenip takvanın takviye edildiği ameldir oruç. 
Oruç, “bırakınız yapsınlar, bırakınız tüketsinler!” felsefesinin dünyayı getirdiği bataklığa karşı “dilediğin gibi tüketemezsin” uyarısıdır. Modernizme meydan okumadır vesselâm…
08.04.2022
Hazırlayan: Emrullah AYAN 
 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Haber Akışı
© 2020    www.dengeradyo.com          Programlama: Murat Kaya