Hutbe: Haccı Doğru Anlamak
“Allah Ka’be’yi, Beyt-i Haram’ı insanlar için bir kıyam yeri kıldı. Ve haram ay, kurban ve gerdanlıklarla ilgili hükümlerini bildirdi…” (Maide: 97) Değerli Kardeşlerim, bugün Hicrî Zilhicce ayının 9’u 1443/Cuma.
Hayati İsaoğlu
08.07.2022 14:18
58 okunma
Paylaş
Hutbe: Haccı Doğru Anlamak
“Allah Ka’be’yi, Beyt-i Haram’ı insanlar için bir kıyam yeri kıldı. Ve haram ay, kurban ve gerdanlıklarla ilgili hükümlerini bildirdi…”  (Maide: 97)
Değerli Kardeşlerim, bugün Hicrî Zilhicce ayının 9’u 1443/Cuma. 
Bugünler hac günleridir, Rabbimiz hem bu özel günleri hem de ömrümüzün tamamını en güzel şekilde idrak edenlerden eylesin. Malum olduğu üzere İslam’ın önde gelen şartlarından biride hacdır. Rabbimizin de beyan ettiği gibi “hac bilinen aylarda yani günlerdedir.” Hac zorluklarla dolu, yoğun bir çaba ve sabrı gerektiren hayatın birçok alanına ışık tutan çok yönlü bir tevhid eylemidir. İslam’da tüm ibadetler tevhid akidesine dayalı olarak gerçekleştirilir. Çünkü bu din tevhid üzere bina edilmiştir. Tevhidden bîhaber yapılan ibadetlerde gaflet, cehalet ve şirk vardır. Şirk ile yapılan ibadetler de boşa gider.
Hacc, İslâm otoritesinin ümmete hesap verme, ümmetin dertlerini, şikayetlerini dinleme, onları çözüme kavuşturma imkânının sağlandığı, Müslümanların genel kongresi mahiyetindedir. Farklı kültür, dil ve kavimlere mensup ancak aynı akideye tâbî insanların tanışıp, kaynaşma zemininin oluşturulduğu en üst seviye bir organizasyondur. Geçmiş yılın muhasebesinin, gelecek yılın plan program ve hedeflerinin kararlaştırıldığı zirve bir kongredir.
Ama maalesef Müslümanlar saadet asrından günümüze kadar kısa dönemler hariç yalnız Allah’a kulluğa dayalı meşru bir yönetime sahip olamadıklarından hayatın tüm alanlarında olduğu gibi haccı anlama ve îfâda da aynı anlayış üzere yavan, İbrahimî duruştan, takvadan uzak, fıkhî ilkelere dayalı,  çoğu hurafe dolu kıssalarla içerisi boşaltılmış, millî kıyafet ve anlayışlarla yapılan törensel bir ibadet kimliği arz etmektedir. 
Hac telbiyesi, tavaf ve say’ı ile Arafat vakfesi, şeytan taşlaması ve kurbanı ile zulme başkaldırının, şirkten beri olmanın, fâcirleri, tüm sahte ilahları reddetmenin adıdır. Ancak bu gerçekleri dünyaya haykırmanın en özgür bir şekilde yapılabileceği yegâne mekân olan Kur’an’da da en güvenilir kıyam yeri olarak tarif edilen Ka’be ve çevresi bugün saltanatçı, ABD uşağı, katillerin işgali altında bulunmaktadır. 
Günümüz Müslümanları maalesef haccı tevhidî bilinçten uzak, Kur’ânî içerikten yoksun olarak yerine getirmektedirler. Diğer ibadetlerdeki ezberci, anlamdan ve huşudan uzak, anlayış hacc ibadetinde de kendisini göstermektedir.
Oysaki haccın şiarlarından olan telbiyenin, tavafın, zemzemin, Safa ve Merve’de say etmenin, Arafat, Mina ve Müzdelife vakfelerinin şeytan taşlamanın, kurbanın kısacası her bir amelin ve rüknün, her bir sembolün derinlikli tarihî manaları ve Kur’ânî karşılıkları vardır. Bu yolculuğa bu sembollerin manalarını bilerek çıkmak gerekir.
Tüm bunları açıklamak bu hutbenin sınırlarını aşan bir konudur, ancak kısa da olsa haccla ilgili birkaç kavrama değinmek isterim;
Telbiye; İhram sınırı olan Mikat bölgesinde niyetlenene kadar vird olarak söylenmesi tavsiye olunan bir ültimatomdur. 
“Emret Allah’ım emret ben her şeyin üzerinde ancak Senin emrine boyun eğerim. Bana bu emrin üzerinde hiçbir kişi ve kurum ölü ya da diri hükmedemez, emredemez. Hayatıma karışmaya, helal ve haram koymaya, kurallar koymaya ancak sen layıksın. Senin dışında hiç kimseye bu hakkı vermem. Sen emrettiğin için yoluna geldim. Mülk Senindir, edindiğim mülkte Senin hükmün geçerlidir. Hamd Sanadır Senin içindir. Nimet, Sendendir. Senden başkaları ibadete, Hamde layık değildir. Senin hiçbir ortağın, danışmanın, yardımcın da yoktur.”
Bu manada o günün Lat, Menat, Uzza, Naile vb. putlaştırılanlardan uzak olduğum gibi, bugünün de tüm beşerî ideolojilerinden, laiklik ve demokratik kirlerden, krallık ve hilafet adına yapılan zulümlerden de uzağım demektir telbiye.
İhram; sadece iki parça kumaştan ibaret bir örtü değildir. Kişiyi benlik ve bencillikten sıyıran kibirden, dünyevî makam rütbe ve kariyerden soyutlayan insana Âdem olduğunu hatırlatan bir giysidir. İhram; asabiyet, güç, para, sahte güzellikler, dünyevî kazanımları yok eder. Melekî duygularla Allah’a yükselmenin, uruç etmenin bir provasıdır. Ahsen-i Takvime ulaşmanın en kestirme yoludur. İhramda avlanmak, zararlı da olsa haşerat öldürmek, bitki, çiçek koparmak, münakaşa etmek ve cinsel ilişki yasaktır. Çünkü İhram insanda hassasiyet, duyarlılık ister.
Mikat; tüm benlik ve bencilliğin gömüldüğü yerdir. Mikat’ta herkes kefen giyer, kimse tanınmaz. Para, koltuk, makam hepsi unutulur. Cesetler, dünyaya ait olanlar bırakılır, ruhsal güzellikler öncelenir. Ne isim, ne ırk, ne sosyal statü, ne de mevki bu toplulukta farklılık oluşturmaz. Mikat’taki namaz; “Allah’ım artık Senin dışında hiçbir otoriteye kulluk etmeyeceğim, yalnız Senden yardım bekleyeceğim, aracılara tenezzül etmeyeceğim. Nemrutlara, Karunlara, Bel’amlara itibar etmeyecek, Senden başkasını yüceltmeyeceğim, önlerinde eğilmeyeceğim” manası taşır.
Ka’be ve Hacer-i Esved;  taştan öte bir değerleri yoktur, ancak Allah’ın sembolleri olduğundan anlamlı ve değerlidir. İnsan Ka’be’ye yöneldiğinde aslında Allah’a yönelmektedir. Ka’be, Allah’ın sonsuzluğunu ve ölümsüzlüğünü sembolize eder.  Hz Ömer de “sen bir siyah taştan öte bir şey değilsin ne ki Rasul seni öptüğü ve selamladığı için anlamlısın” demiştir.
Tavaf; süreklilik, hareket ve disiplin ihtiva eder. Makamı İbrahim Ka’be’yi inşa ve putlardan arınmışlığı, ihlası, mücadeleyi temsil eder.
Safa, Merve ve Sa’y ; bir arayışı Hacer gibi gayretli olmayı, azmi ve ümidi  sembolize eder. Zemzem ise Allah’ın ikramını mükafaatını temsil eder.
Arafat; Mahşerin provası hükmündedir. İhramın anlamı düşünülerek dünyevi değerlerden kopuşun, Allah’a yaklaşmanın O’na yakın olmanın, huzurda olmanın bilincini bizlere kazandırır.
Şeytan taşlama; Her türlü kötülüğün, fıskın, tuğyanın, yaşadığımız dünyada ve coğrafyamızda bunların karşılığı olan canlı ve cansız facir ve fasık tüm kurum ve kuruluşları karşılar. Büyük şeytan ABD ve batılı çömezlerini, orta şeytan yerli uşaklarını, küçük şeytanda çevremizdeki daha zayıf etkili şeytanın velilerini sembolize eder. Müzdelife’de toplanıp atılan taşlar da sembolik olarak mermi sadedindedir. Tüm şeytani hilelere karşı Kur’an’ın öngördüğü tedbirleri muhtevidir. 
Kurban; İbrahim (a) açısından en sevdiklerini Allah için verme bilincini, her şeyini Allah uğrunda feda edebilmeyi, İsmail (a) açısından ise Allah’a itaati, boyun eğmenin en üst seviyesini, hayatını O’na verebilmeyi sembolize eder, bizlere öğretir.
Bayram; tüm bu yoğun ve yorucu eylemlerin sonucunda kazanılanlarla sevinç, mutluluk ve sürur günleridir. Haccın dünyevî karşılığı bayram, âhiretteki beklentimiz ise Cennettir. Tüm bu hakikatler çerçevesinde yapılan bir hacc ömre bedeldir. Çünkü Peygamberî müjde bizlere bunu haber vermektedir. 
08.07.2022
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU
 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Haber Akışı
© 2020    www.dengeradyo.com          Programlama: Murat Kaya