HUTBE: Cennetin bedeli
“Allah, müminlerden canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe : 111)
Hayati İsaoğlu
15.07.2022 14:10
31 okunma
Paylaş
HUTBE: Cennetin bedeli
“Allah, müminlerden canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe : 111)
Kıymetli Müminler,Bugün Hicri 16 Zilhicce 1443 Cuma. Rabbimiz her günümüzü razı olacağı istikamette geçirme azmini ve kararlılığını bizlere lutfetsin. O’nun hükümlerini yaşayıp rızasını kazananlardan eylesin.
Tüm yaratılmışların emrine boyun eğdirilerek mükerrem kılınan birçok farklı donanımlara sahip ve Allah’tan başka hiçbir canlı ya da cansız nesneyi ilah edinmemekle görevli kılınan insanoğluna Rabbimiz fıtrat temizliği Kitab ve Rasul desteği de vermiştir. Artık bunlara sahip olan insanın kulluğu yalnız Allah’a sunma,tüm sahte ilah ve tağutlardan yüz çevirmekonusundaki görevini ihmal etme veya aksatma gibi bir mazereti kalmamaktadır. Ve “Sana ölüm gelene dek kulluğa devam et”  hükmü gereği hayatın son nefese kadar Allah’a adanması gerekmektedir.
Hayatın her alanında yapılan bir işin, bir eşyanın, bir gayrimenkulün bir bedeli vardır. Her birinin bir râici bulunmaktadır. Dolayısıyla Cennet gibi bir nimetinde bir bedeli elbette vardır. Bu bedeli Kur’an ortaya koymaktadır.
Hutbemin başında okuduğum âyet-i celile bu bedeli çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yani Cennete talip olmanın bedeli can ve malın yani sahip olunan tüm şeylerin Allah uğrunda ortaya konulması şeklinde olmak durumundadır. Mal ile alakalı sorumluluk en asgarisinden zekât dikkate alınırsa 1/40’ını Rabbimizin emrettiği şekilde vermekle mümkün olmak durumundadır. İnfak dikkate alındığında ise az da olsa sahip olunan ne varsa onun bir bölümü Allah’ın emrettiği şekilde uğrunda sarf edilmeyi gerekli kılmaktadır. Canın ortaya konulması ise zamanın, bedenin ve sahip olunan tüm imkân ve değerlerin yani her türlü maddî manevî tüm imkânların O’nun dini uğrunda ortaya konulması gerektiren bir fedakarlık anlamına gelmektedir. Birçok insanın zafiyet gösterdiği gibi dine ucundan, kenarından emaneten tutunmak şeklinde olmamalıdır. Veya toplumun büyük kesiminin sahip olduğu gibi sadece dille telaffuz edilenşehadet kelimesi veya ramazan oruçlarıyla, cumalarla, kurbanlarla, kandillerle yetinilen bir din algısı şeklindeki anlayış Kur’an’ın birçok âyeti ile çelişmektedir.
Tekrarı olmayacak bir ömür ve zaman yaşanmasına rağmen bu yapa yanlış din algısı da nereden neş’et etmektedir. Şeytan ve dostları bizleri sağdan yaklaşmak sureti ile aldatmaktadır. Bu çürük ve temelsiz anlayışlar insanları hüsrana sürüklemektedirler. 
Rabbimizin her bir nefsi tek tek hesaba çekeceğim, kimsenin kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, kimseden aracılık, torpil, iltimas kabul edilmeyeceği gün diye tarif ettiği ogün de kim, hangi cesaretleben şu tarikat mensubuyum, falanca hocanın arkadaşıyım,şu mezheptenim, şu cemaatin veya partinin üyesiyim demekle kurtulacağını zannetmektedir. 
Bizler “kızı Fatıma’ya, sorumluluğunu yerine getir benim sana bir faydam dokunamaz” diyen bir Nebi’nin ümmetiyiz. Vallahi insanlarımızı kandırmaktadırlar. Ama kandıranlar kadar kananlarda tüm bunlardan sorumludurlar. Gene Kur’an’ın beyanıyla kandıranlar orada kananların sorumluluğunu almayacaklardır.
Benzer şekilde gerekli fedakârlıktan kaçınarak falanca gece şu kadar rek’at namaz kılarsanız, gündüzünde de oruçlu olursanız, ne kadar günahınız olursa olsun affedilir Cenneti hak edersiniz türünden hem de hadis rivayeti adı altındaki uydurmalarda insanlarımızı aldatmakta ve sorumsuzca gevşetmektedir. Yine bir hayvanın susuzluğunu gidermek ne kadar çok kötülüğün ve cürmün varsa da insana Cenneti kazandırır türünden temelsiz bilgiler insanları hüsrana sürüklemektedir. 
Elbette her türlü canlının su ve açlık ihtiyacını gidermek bir iyilik ve insanlık gereğidir. Ancak kulluğa dair görevler îfâ edilmeden sırf böyle bir hayırdan dolayı kişi Cenneti hak edemez. 
Başta okuduğum âyetin devamı mahiyetinde Cenneti kazandıracak olan amellerden birkaç âyetdaha hatırlatmak isterim.
“Görmeden Rahman'a saygı gösteren ve (Hakka) yönelen bir kalple gelen herkesin (mükafatı budur)!" (50/ 33)
"Ancak Allah’a karşı küfür, nifak hastalıklarından korunmuş, sağlam temiz davranışlar fayda görür." (26/ 89)
“Onlar infak ettikleri zaman israf da etmezler, cimrilik de yapmazlar; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.”(25/67)
“İnananlar Allah ile beraber başka ilahlara yalvarmazlar. Bütün beklentileri sadece Allah’tandır. Cahil insanların yaptıkları gibi kendilerine Allah dışında bir takım dostlar, bir takım yardımcılar edinmezler. Allah’a ait sıfatları başkalarında görmezler. Haksız bir şekilde cana kıymazlar. Zina etmezler. Kim yasalarımıza uymazsa onu mutlaka cezalandırırız” (25/68)
“İnanan kimseler yalan söylemez! Boş sözler ile meşgul olmazlar. Boş sözlerin konuşulduğu ortamlardan uzak dururlar. Boş sözlere inanmazlar. Boş sözlerin peşine düşmezler. Onların yalancılarla, boş sözlerle, zamanını boşa harcayanlarla ilgisi yoktur. İnananlar onlarla karşılaştıklarında ilgilenmeyerek yanlarından vakarla geçip giderler.” (25/72)
“İnananlara ayetlerimiz hatırlatıldığı zaman ayetlerimize karşı kör sağır davranmazlar. Ayetlerimizi anlayarak hayatlarına ölçü yaparlar. Yasalarımızı öğrenir yasalarımıza göre yaşarlar. İşte onlar sabretmelerine karşılık Cennetlerde ağırlanacaklardır.” (25/73,75)
Rabbimiz bizleri ve tüm sevdiklerimizi Kur’an’ın işaret ettiği Cennete götüren davranışlarla hayatını değerlendiren bahtiyarlardan eylesin. Ayaklarımızı ve kalbimizi dini üzere sabit kılsın. Amin…
15.07.2022
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU                                  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Haber Akışı
© 2020    www.dengeradyo.com          Programlama: Murat Kaya